Ağaçların ve Bağların Dili

Eğer tüm ağaç ve bağların aynı dili konuşsaydı bu bizim için çok şaşırtıcı olurdu. Evet, belki bazı ürünler ve hatta çeşitler arasında farklar olabilir. Bir dili anlamak için önce o dili öğrenmeliyiz.

Hepimiz sağlıklı ve güçlü ağaçlar ve bağlar görmek isteriz. Bitki üst bölgesindeki büyümenin kök gelişimini temsil ettiğini düşünürüz. Güçlü kökler gelişmedeki gücü temsil eder. Bu güç genelde azot kullanımı ile gelir.

Güçlü sürgün gelişiminin meyvede fizyolojik bozukluklara neden olacağına daha öncede değinmiştik.

Bu bozukluklar;
– Daha az şeker
– Daha az katı madde
– Kısa raf ömrü
– Daha fazla meyve bozukluğu
– Daha fazla hastalık (Bakteriyel yada fungal)

Bitki yaşlandıkça problemleri artar. Yaşlı bitkilerde üst alanlarda büyüme ve kuru madde miktarı daha fazladır. Bu problemleri nasıl azaltacağımızı budama sanatı ile öğrenmiştik. Ayrıca, bu problemlerle azot uygulaması yaparak baş etmeyi de öğrenmiştik.

– Budama çok pahalıdır. Eğer bu gideri azaltabilirsek, üretim giderlerimizi düşürebiliriz.
– Eğer azot oranını azaltırsak, verimi de azaltabiliriz. Eğer azot kullanımını ve verimi arttırırsak, bu her ünite için üretim giderini azaltabilir.

Tabi ki bu bakış açısı fazla pratik değil.

Burada azot bir problem gibi görünüyor. Azot yalnızca güçlü gelişim değil, aynı zamanda ağaçlar ve bağlarda hormon dengesini de değiştiriyor….oksinleri ve IAA ‘yı arttırıyor. Ayrıca etileni arttırma potansiyeline de sahip. Azottan bahsettiğimiz zaman, her şeyden önce ürüne %80-95 azot sağlayan nitrat azotu gelir.

Bitkinin üst bölgesinden sonra şimdi de kök bölgesine bir bakalım. Kökler yaprak tarafından sağlanan karbon bileşikleri (şeker) ile gelişirler. Yapraklar (sürgünler) güçlü bir büyüme gösterdiği zaman kök gelişimi durur. Sürgün gelişimi yavaşladığı zaman köklerde yine güçlü bir gelişme başlar.

Kök saçakları “kök örtüsünün” yanındadır. Burası kök gelişimi için yeni dokuların yapıldığı yerdir. Su ve besinlerin çoğu bu kök örtüsünün yanından 10 mm’lik alandan absorblanır. Yaşlı köklerin su ve besini absorblama yeteneği fazla yoktur. Eğer yeni kökler oluşmaya devam etmez ise yaklaşık 7-10 günde su ve besin absorblama yeteneklerini yitirirler.

Kökler hormon dengesi için gerekli olan sitokinin gibi hormonların üretildiği yerlerdir. Eğer kökler görevlerini yerine getiremezlerse ağaçlar ve bağlar su ve besin den daha hızlı bir şekilde hormon dengesinden etkilenirler.

Toprak sıcak iken kökler gelişmeye başlar. Bitki kökleri meyve hasadından sonra yapraklardan gelen karbon bileşikleri ile gelişmeye başlar. Bitki güçlü bir sürgün gelişmesi göstermeye başladığında, kök gelişimi yavaşlar. Sürgün gelişimi yavaşlayınca, şeker tekrar köklere taşınmaya başlar. Kök gelişimi artmaya başlar. Hasattan sonra, kök gelişimi yine baskın hale gelir. Bu toprak sıcaklığı düşene kadar devem eder.

Buradan anlıyoruz ki güçlü ve uzun sürgün gelişimi kök gelişimini olumsuz etkilemektedir. BU AĞAÇLARIN VE BAĞLARIN DİLİNİ ANLAMAK İÇİN BİR ANAHTARDIR.

Stres köklerde başlar. Stres tüm problemlere neden olur. Bu nedenle köklerde problemler başlar. Bu nasıl olmaktadır?

Yapraklarda nitrat azotu fazla olduğu zaman daha fazla organik asit oluşur. Fazla azot yapraklarda daha fazla asit demektir. Bu asitler potasyum, magnezyum yada kalsiyum ile kendilerini nötralize etmek isterler ve genelde kalsiyumu seçerler. Bu asidin oluştuğu yaprakların etrafındaki ağaç bölümlerinde eğikliğin artmasına neden olur. Yapraklar kalsiyumu kökler ve meyvelerden alırlar. Hücre yapısındaki kalsiyuma bor yardımcı olmaktadır.

Hepimiz biliyoruz ki güçlü sürgün gelişimi meyvede bozukluklara ve depolama problemlerine neden olmaktadır. Ama bu yinede problemlerin en kötüsü değildir. Asıl korkunç problemler toprağın altında olmaktadır.

Yapraklar tarafından kalsiyum alınımı artınca yeni köklerin gelişmeye çabaladığı dönemde saçak kökler çevresinde kalsiyum seyrelmeye başlar. Hücre duvarlarının gelişimi için yeterli kalsiyum bulunmamaktadır. Bu durumda yeni kök dokularının bazı bölümleri ölmeye başlar. Köklerde oluşan hormonlar azalmaya başlar. BU STRESİN BAŞLANGICIDIR. Stres kuraklık ve aşırı yağmur gibi koşullar altında daha hızlı oluşur.

Strese neden ne olursa olsun, ağaçlar ve bağlar strese aynı şekilde aşağıdaki gibi cevap verir:
– Proteinler amonyağa hidrolize olur
– Amonyak toksik hale gelir
– Bu etilenin artmasına neden olur
– Etilen PAC MAN gibi görev yapan enzimleri teşvik eder. Ve bunlar hücre duvarlarını yemeğe başlarlar.

Bu köklerde, yapraklarda ve odunsu dokuda zararlara neden olur.
Stresin en zararlı yönü etilen oluşumudur. Etilen çiçek oluşumunu sağlar, ayrıca çiçek ve meyve dökümünden de sorumludur.

Etilenin artması aşağıdaki problemlere neden olur:
– Meyvede depolama problemleri
– Fizyolojik bozukluklar
– Hastalıklara karşı hassasiyet
– Ağaçların ölmesi

Etilen nasıl kontrol edilir? Etilen köklerin oluşturduğu hormonlar ile kontrol edilmektedir. Kökleri canlı ve sağlıklı tutmalıyız. Eğer kökler görevlerini yerine getiremiyorlarsa, yapraklara doğrudan hormon püskürtülebilir. Stressin neden olduğu etilen üretimini kontrol edebilirsek, azot uygulamalarını arttırabilir ve budama miktarını azaltabiliriz.

Çeviri; “Learning the Language of Trees and Vines”, Jerry Stoller.